Bruksizm / Diş Gıcırdatma

Gün içerisinde sakin kalmaya çalıştığımız her an, vermek isteyip veremediğimiz-vermediğimiz tepkiler, sosyal ve özel hayatımız, içinde bulunduğumuz stresli iş ortamları, geçim derdi,okul, ulaşım ve daha bir çok unsur bizleri fazlası ile geriyor. Kendimizi dinlemediğimiz için de ne kadar gerildiğimizi ya da vücudumuzun verdiği ufak sinyalleri bir yerimiz ağrımadığı sürece fark edemiyoruz. Fark etsek bile, iş işten geçmiş ya da stres bütün vücudumuzu sarmış oluyor.

O kadar ilgiliyiz yani kendimizle!

Özellikle son bir aydır kulağımda dayanılmaz bir ağrı vardı. Sanki boynumdan eklemlerime kadar her yanım ağrıyordu. Bir pazar sabahı ağrıya o kadar dayanamadım ki acil doktoruna gittim. Dış kulak muayenesinde herhangi bir sıkıntı olmadığını, boynumda oluşan şişliğinde enfeksiyona bağlı ödemden kaynaklandığı, onunda çene kaslarını zorladığını söyledi. Verdiği ilaçlar ile ödemin geçmediği taktirde kulak burun boğaz doktoruna gitmemi de iletti.

Bir kaç gün kullandığım ilaçlar hiçbir işe yaramıyor, yaramadığı gibi de ağrı bütün yüzüme, sol gözüme, başıma, çeneme kısaca vücudumun bir çok yerine vuruyordu. Bir çok gece uyuyamadığım gibi, uyuduğumu sandığım gecelerde de dayak yemiş gibi uyanıyordum. Acaba dişim olabilir mi düşünüyordum ama herhangi bir ağrı da yoktu. Günden güne daha da çenemi oynatamaz hale geldim. Sanki yüzümün sol tarafı tamamen uyuşuyor, konuşamıyordum. Konuşurken ve yutkunurken de acı çekiyordum.

Ben bu dünyaya acı çekmeye mi gelmiştim acaba?

‘Allah beterinden korusun.’ diyordum her zaman ama yaşanacak acılar var demek ki…

Bugün yine yaşadığım acıya dayanamayarak, kulak burun boğaz doktoruna gittim. Yaptığı muayene sonrasında iç ve dış kulakta bir sıkıntı olmadığını, ne iş yaptığımı sordu. Sonrasında da son zamanlarda stresli bir hayatımın olup olmadığını?

Ne alaka diye düşünürken, aklımın ucuna bile gelmeyecek bombayı patlattı.

Gece uyurken dişlerimi sıktığım için çene kaslarım ve dolayısı ile yüzüm ağrıyormuş. Yani tıptaki adı; bruksizm.

Belirtilerini, nedenlerini merak edenler ve aynı sorunları yaşayan ama tahmin etmeyenler için özetleyebilirim;

Belirtileri;

BAŞ AĞRISI; Alın ve şakak ağrısı, migren, başın arka tarafında ve kafa derisinde ağrı.

GÖZ; Göz arkasında ağrı, kanlı ve ışığa duyarlı gözler.

AĞIZ; Sınırlı ağız açabilme, açılırken kasılma, sağa sola sapma

DİŞ; Gıcırdatma, sıkma, ağrı, aşınma, kırılma.

BOĞAZ; Yutma zorluğu, sık öksürük, gırtlak iltihabı, ses bozukluğu, boğaz ağrısı.

KULAK; Tıslama, işitme kaybı, kulak ağrısı, baş dönmesi.

ÇENE; Tıklama sesi, sürekli kasılma, yanak kaslarında ağrı, kontrolsüz hareketler.

BOYUN; Kol ve parmaklarda uyuşma, sürekli ağrı, hareket eksikliği, yorgun kaslar.

Bu belirtilerden her biri kendi başına yeterince büyük bir sorunken; hepsini aynı anda yaşadığınızı düşünün.

Tam bir felaket!

Peki neden oluyormuş bu bruksizm?

Onu da sizler için kısaca araştırıp yazdım. Ama işin özü stres!

1) Morfolojik Faktörler; Çene yüz bölgesindeki anatomik bozukluklar, diş ilişkisi ve yanlış yapılan diş tedavileri

2) Psikososyal Faktörler; Anksiyete, stres veya gerginlik, bastırılmış öfke veya asabiyet, agresif veya hiperaktif kişilik tipi

3) Nörolojik Faktörler; Beyin travmaları ve bazı nörolojik hastalıklar sonucu

4) Patofizyolojik Faktörler; Uyku sırasında oluşan gerginlik nedeniyle veya uykunun aniden hafiflemesi sırasında ortaya çıkan bruksizm görülme sıklığı, uyku apnesi sendromu olan kişilerde ve uyku bozukluğunun sonucu olarak artmaktadır.

5) Santral Sinir Sistemi Bozuklukları; Huntington veya Parkinson hastalığı komplikasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır

6) İlaç Yan Etkileri; Travma sonucu ortaya çıkan bozukluklar, sigara ve alkol bağımlılığına bağlı olarak ortaya çıkabilir

7) Sistemik Nedenler; Bağırsak parazitleri, beslenme yetersizliği ve endokrin hastalıkları.

Ben hayatımda tırnak yemeyen, kirpik yolmayan, geçirdiğim en stresli zamanlarda bile antidepresan kullanmayan, sadece gerildiğimde rahatlama amacı ile eklemlerini kütleten biri olarak, (bu da çok yanlış bir davranış biliyorum.) dişlerimi sıkıp, gıcırdatacağım aklımın ucuna bile gelmezdi.

Yani gelseydi bile ‘Senem saçmalama!’ derdim.

Ben kendime ne yapıyordum?

Çene kaslarım bu nedenden dolayı kilitlenebilir, çenem kayabilir ve bu ağrıları ömür boyu çekmek zorunda kalıp; dişlerimi çok erken kaybedebilirim. Bununla birlikte çene kaslarım yamulacağı için ilerleyen zamanlarda cerrahi müdahale bile gerekebilir.

Herşeyi geçtim bu ağrı beni aşırı mutsuz ve keyifsiz yapıyor. O yüzden hemen gidip diş doktoruna muayene oldum. Hala kabul etmekte zorlanıyordum. Bugün bu sorunu yaşayan, karşılaştığım beşinci kişi de diş doktorumun kendisi olunca ne stresli hayatlarımız varmış dedim kendi kendime…

Gece uyurken baskıyı azaltmak için plak ya da botoks yaptırmam gerekiyormuş.

Yalnız değildim evet ama bunu bilmek beni mental olarak da fiziksel olarak da rahatlatmıyordu.

Ne gereği var hayatımızda hiçbir anlam ifade etmeyen insanlar ve olaylar yüzünden kendimize bu stresi yaşatmaya?

Ne anlamı var bütün gece kendi kendimize düşünce sistemi ile dayak atmaya?

Üzüldüğümüz ve kendimizi gereksiz strese soktuğumuz insanların ne kadar umrunda bizim ne yaşadığımız?

Değiyor mu diye düşünüyorum bazen?

Belki bir kaç zaman sonra kahkahalar ile güleceğimiz ya da hatırlamakta bile güçlük çekeceğimiz olaylar ve de insanlar için kendimize bunu yapmaya.

Ne güzel söylemiş Cemal Süreyya;

‘Hayat kısa, kuşlar uçuyor.’

Evet hayat çok kısa…

Daha biraz önce deprem oldu. Belki sabaha bile çıkamayacağız ama buna rağmen hunharca kırıyoruz birbirimizi.

Erteliyoruz bütün yapmak istediğimiz güzel eylemleri,

Söyleyemiyoruz bizi mutlu eden insanlara onları sevdiğimizi,

Dinletemiyoruz bizi üzen olayların bize yaşattığı baskıyı karşımızdakine,

Anlatamıyoruz içinde bulunduğumuz durumun hezimetini kimseye.

Çünkü kime bir yerim ağrıyor desek, bizden önce başlıyor hastalıklarını saymaya, yarış eder gibi…

Dinlemiyoruz farkında mısınız?

Dinlemediğimiz gibi karşımızdaki insanın bizi dinlemesini bekliyoruz.

Sonra kendi kendimize yapıyoruz ne yapıyorsak…

Bizler toplum olarak düşünce sistemimizi ve önceliklerimizi değiştirmediğimiz sürece tek ölüm sebebimiz aşırı stres olacak bu gidişle!

İşi işte, evi evde, olayları yaşandığı yerde bırakmak, nefes almamız gerekiyor. Alamazsak da o bize nefes almamız gerektiğini bu şekilde hatırlatıyor ne yazık ki…