Ah!!! Etme…

Ben 33 yaşındayım. Hayatımda üç kere ah! ettim. Dördüncüsünü etmeye ne kalbim, ne beynim ve de en önemlisi vicdanım el vermedi.

Hep deriz ya dua ederken ‘hayırlısı olsun, hayırlısını iste’ diye. Beddua için de aynı şey geçerli… Çünkü Allah’a yakariyoruz. Olması için kalpten diliyoruz.

Kilolu olmanın canımı ilk yaktığı zaman sanırım 5 ya da 6 yaşındaydım. İki kız kardeş olan arkadaşlarım benimle dalga geçmişlerdi. Kız çocukları için babaları daha çocukken bile çok özel olduğu için çocuk aklıma ilk babalarını kaybetmelerini dilemek gelmişti.
Diledim…
Nasıl oldu bilmiyorum, belki de denk geldi. Ertesi gün, şuan nedenini hatırlamadığım bir suç yüzünden babalarını kelepçeleyip götürdüler. Ben tabi daha o yaşta şok olmuştum. Öyle olmasını istemezdim.
Yaşıtlarıma rağmen hep iri kıyım olsam da ben de bir çocuktum. Ben istememiştim kilolu olarak doğmayı, büyümeyi, saçma sapan hakaretlere maruz kalmayı…

Ben istememiştim..

İkincisinde 8 yaşlarındaydım. Karşı komşumuzun bir oğlu vardı. Çocuk ya benimle aynı yaşıt ya da benden 1 yaş küçüktü. Mahallenin ortasında, bütün arkadaşlarımın içinde, şişko patates yarım kilo domates diye bangır bangır bağırıyordu. O çocuk mahallede ise benimle dalga geçer diye evden dışarı çıkmaya korkuyordum. İçimden dedim ki; İnşallah birgün benden daha şişko olursun ve benim neler yaşadığımı, kilolu olmanın ne demek olduğunu anlarsın.
Annem tabi duymuş camdan, annesine söyledi. Çocuk bir müddet sonra söylenmeyi bıraktı. Çok yıllar sonra biz mahalleden taşındık. Tabi annem gelip gitmeye devam ediyordu. Bir kaç yıl önce yolda görmüş, bana söyledi. Senin çocuk senden beter olmuş.
Üzüldüm mü? Evet desem inanacak mısınız?
Hayır, zerre üzülmemiştim o zaman.

Şimdi sorarsanız evet üzülüyorum. Kilolu insanların yaşadıklarını görmek, bilmek, en ince ayrıntısına kadar hissetmek beni mahvediyor.

Üçüncüsü kilo ile ilgili değildi ama çok sevdiğim birine sinirlenmiştim. Ağzımdan saçma sapan bir Ah! Çıktı. Belki inanmayacaksınız ama o da tuttu.

Dördüncüsünü çok etmek istedim. Hem de çok çok istedim.
Ama etmedim, edemedim…
Ne kadar üzülsemde, ne kadar kırgın – ne kadar kızgın olsam da yapamadım…

İlk ikisinde çocuktum. Üçüncüsünde biraz daha büyümüştüm.

Ağızdan çıkan her kelimeninde, kalpten edilen dualarında, ah! ‘larında kabul olduğunu anlayabilecek yaştaydım.
Ve bu bana bir işaretti.

Ah!!! Etme…

Senem Acar: Yaşadıklarımı Örnek Almak İçin Bir Sebebin Yok. Alma Zaten. Ben Kılavuzun Değilim, Dilediğin Zamana Kadar YOL ARKADAŞINIM!

View Comments (4)

  • Yüreğine sağlık,daha önce okuduğum yazılarını tekrar okurken buldum kendimi gerçekten o kadar içten…devamı gelsin o ilham kaynağın senden hiç gitmesin :))))

  • Güzel kalpli, kimseye kötülük yapmayacak/düşünmeyecek insanların ah..ları tutarmış. Sende çok güzel kalpli bir insansın.. Hayalinde yazmak vardı hep bunu gerçekleştirmene sevindim, keyifle okuyorum başarılar hep seninle olsun kardeşim.