SeNeM

Hadi biraz kendi dedikodumu yapalım..

Kapı gıcırtısına oynayan bir topluluğun arasına ağlayarak dünyaya gelen bir kız; Tarih 2 Aralık 1985, hava kar kış kıyamet diyecektim ama maalesef kar yokmuş her yer çamur pislik… ‘Lanet olası nerden geldim!’ dercesine..

Ne hız be!

Bir anda büyüdüm. Neden mi?

Çünkü; büyüdüğümü ve artık genç bir kız olduğumu hissettiğim zamanlar lise dönemiydi aslında. Hayatıma hem en güzel renklerin dahil olduğu hem de en büyük hayal kırıklıklarını yaşadığım dönemlerdi…

Farklı, tatlı, sempatik, cana yakın ve tuhaf bir kızdım. Ama aşık olunacak değil; birlikte maç izlenecek, playstation oynanacak, tavlada 5 3 kapısını almak yerine aşık olduğu adama bile manita kapısı yapacak biri.

Neden mi?

‘Aramızda kalsın ama ben sadece herkes için yaşadım.’ Senem yoktu; Senem’i insanlara anlatmak için, göstermek için, kendisini hissettirmek için, herkesin sevgisini kazanmak için verdiği ‘Ben de varım’ çabası vardı. Hani dedim ya; o karanlık sokakta yalnız kalmamak için..

Belki okuduğum Kadırga Endüstri Meslek Lisesi Kimya bölümünü ve İstanbul Üniversitesi Kimya Teknikerliği bölümünden mezun olmak yerine laboratuvarda kendimi değiştirmek için formüller aramaktı amacım.

Ve bulduuuuuum!!!

Aşkımın bana kanka deyip kendimi aynada ağlarken bulduğumda buldum.. Yanlışı, hatayı ve bakmadığım, bakmaya korktuğum geçmişimi buldum..

Ben ağlamayı hala seviyorum ama şimdi sadece yalnız ağlıyorum SEN duyma diye.. Ben gülücükler saçıyorum ama hepsi yalan.İnanma! Sadece ‘Ben buyum!’ demek için.. İçimdeki yalnız kız çocuğu büyüdü ve ben hala bunu kabul etmiyorum. Biz onunla hala bez bebeklerimizle oynamayı özlüyoruz. Annemin terlikle kovalamasını, babamın kıyamayıp azarlamamasını ve dost dediklerimin kalbimi defalarca ama defalarca paramparça etmesini..

Ben hüznümü, alışkanlıklarımı ve kendimi battal boy çöp poşetine sığdırdım.

Neden mi? Gülme sakın ama ben gerçekten ona anca sığdım…

Gerisinin hiçbir önemi yok zaten klişe olur;

Bende sevdim

Bende özledim

Ben de bırakmak istedim ama yanlışlıktan yapamadım. Sonra bir baktım o bırakmış ne olduğunu bile anlamadan.

Ohooo… Daha neler neler..

Ama ben aslında hep mutluydum çünkü ben acılarımı kendime yol arkadaşı yapmıştım. Sonra bir baktım ki; ben yemek ile beslenmek yerine; acılarımdan beslenmişim.

Sor bakalım şimdi durum ne?

“Bu gece barda gönlüm hovarda çalsın sazlar oynasın kızlar”

Artık hayat bu kadar dramatik olabilir benim için..

Ve ez cümle; Asla ‘KEŞKE’ deme..

Bir Cevap Yazın