Beklenti yorar.

Beklenti insanı yorar. Sadece yormak ile kalmaz. Üzer, hırpalar, yıpratır ve en sonunda kendi kendinizi size sorgulatır.

Acaba ne oldu ki?

Acaba neyi yanlış anladı?

Ben nerede yanlış yaptım?

Benim farklı bir amacım yoktu ki?

Oysa ki; ben kendi halimde bir insandım. Neden gelip çomak soktun ki stabil giden hayatıma?

Neden?

Bu genel bir durum aslında. Kadın ya da erkek olmanız ile alakalı değil yani.

Hayatınıza giren; arkadaş, dost, sevgili, eş gibi bütün kategorilerin dahil olduğu grupları düşünün…

Ama ben şuan size kadın – erkek ilişkisi olarak anlatacağım.

Hatırlarsınız, şu patronu bulmama yardımcı olan zat-ı muhterem…

O’nunla büyük Beşiktaş aşkı sayesinde tanışmıștık. Patronu ararken sağ olsun çok yardımcı oldu bana. Mükemmel bir bakış açısına sahip,zeki, yeni bilgiler öğrenebilecegim, beni sakinleştirebilen ender insanlardan…

Tanıştıktan kısa bir süre sonra, birbirimizin çok yakın dostu olmuştuk. Birlikte çok keyifli vakit geçiriyorduk. Tavla oynamak, Beşiktaş’ın maçlarını İnönü Stadı’ nda beraber izleyip, denize karşı müzik dinlemek, iki duble rakı içip bütün günü konuşmak inanılmaz güzeldi. Geçirdiğim çok zor günlerden sonra iyi gelmişti onun ilgisi, merakı, hoş sohbeti…

Benim ondan hiçbir zaman ne maddi ne manevi bir beklentim olmadı aslında. Her zaman söylediği tek şey; tanıdığı en güçlü kadınlar listesinde ilk beşte olduğum… Buna istinaden de bana bir Anka Kuşu almıştı doğum günümde. İlk gördüğüm an inanamıyorum demiştim. Bu kadar zevkli olduğu hiç aklıma gelmezdi. Sevdiğim konserleri, müzik gruplarının hepsini takip edip, uzun zamandır aradığım Buika konserinin biletini bile bulmuştu o derece de romantik…

Bu duruma bir isim aramıyordum, biz böyle iyiydik çünkü. O da aramıyordu aslında ama bir şekilde adı kendiliğinden kondu.

Sonra ne mi oldu?

Büyü bozuldu.

Şaşırdınız mı?

Tabiki hayır:)

Zaten akıllısı beni bulmaz, deli dibimden ayrılmaz.

Siz ne kadar değer verirseniz verin, ararsanız arayın, sorarsanız sorun. Kıymetiniz bilinmiyor. Çünkü doğanın kanunu bu, bir nevi deveyi diken, insanı s. olayı…

Bazen diyorum ki;

-Seni almaya geleyim. dediği bütün günlerde,

-Yok canım sen zahmet edip, trafiğe girme. demek yerine,

-Ben hazırım, gel beni al. deseydim.

Çok centilmendi hakkını yiyemem. Ama keşke bir yere gidip yiyip içtiğimizde, -Ben de çalışıyorum bütün hesabı sen ödeme! diyip kavga etmek yerine kaba tabirle ona kitleseydim.

Yazdığım mesajlara dönmesini beklemek yerine, en yakın arkadaşlarımı ihmal etmeseydim.

…..

Onun işlerinin yoğun olduğu, benim de işten ayrıldığım bir dönem de birbirimize iyice sarmaya başladık.

Beşiktaş’ın maçının olduğu birgün, sorunlarımızı çözmek adına buluşalım dedik. Hem maç izlemek ikimize de iyi gelecektir diye düşündük.

O ne mi yaptı?

Aynen şu mesajı gönderdi;

Kusura bakma ben görüşmek istemiyorum. Yanlış anlama beni diyeceğim ama bir faydası olmayacak. Ben bu stresi bu gerginliği kaldıracak durumda değilim. Senle güzel başladı güzel gitti ama sonra herşey değişti bu benden kaynaklı yada senden kaynaklı oldu önemli olan bizim birlikteliği beceremeyişimiz. Seni eğer üzdüysem özür dilerim. Hakkını helal et…

Çünkü; bir süre sonra ne oluyor biliyor musunuz?

Bir taraf kendini baskı altında hissedip saçma sapan davranmaya başlıyor. He sorsan ‘Ne Baskısı? ‘ cevap veremezler.

Aramamak, sormamak ya da uzak durmanın çare olduğunu düşünüp, akabinde böyle basit bir veda mesajı çekerler.

.

Mesajı okudum, tekrar okudum.

Önce okkalı bir cevap yazdım. Sonra sildim ve telefonu elimden sessizce bıraktım. Kendi kendime dedim ki; Ya bir s. git senin dengesizliklerinle mi uğraşacağım.

Tabi siz o mesajı okuyunca;

‘Ya bir s. git, senin dengesizliklerinle mi uğraşacağım.’ diyip nokta bile yazmazsanız kapınızda yatar. Sizi ilk gördüğü yerde pişmanlığını dile getirip, özür diler.

Biraz birbirinize kızıp, sonra; ‘Ya canım benim gerçekten pişman olmuş, biraz burnunu sürtüp eskisi gibi oluruz.’diyip devam ederseniz üzgünüm ama gerçekten mal’ sınız.

Bu gerçekler insanların beklentileri ile ilgilidir.

İnsanlar, sizlerin onlardan bir beklentiniz olduğunu hissettiği değil düşündüğü anda kaçarlar. Bir de utanmadan helallik isterler. Ben anlamıyorum zaten şu helallik isteyen insanları… Bence siz bize hakkınızı helal edin. Sonuçta ağzımıza s. sunuz. O boku yemek kolay değil yani. Hele hazmetmesi hiç kolay değil.

aylar sonra ilk karşılaşma…

Kuzenimle Akın Balık’tayız. İçeri girerken de; O’nunla ilk buluştuğumuz yer, şuan karşılaşsak nasıl olur acaba? diye düşünmeme kalmadan gülen yüzü ile suratıma bakıyordu.

Oturduktan sonra gelen bir mesaj;

-Konuşabilir miyiz?

-Söylenecek herșeyi söylediğini düşünüyorum.

-Anlatacaklarım var.

-Ben o mesajı hangi kafa ile gönderdiğimi gerçekten bilmiyorum. Kendimi baskı altında hissettim ve bir anlık gaflet ile gönderdim. Sonra araba ile kapına geldim. En ufak birşey söylemeni bekledim. Söylesen anlatacaktım ama sen hakkını helal edip etmediğini bile söylemedin. Bırak onu bir nokta bile yazmadın. Çok pişmanım. Hergün o mesajı okuyorum.

-Ne baskısı hissettin? Mesaj o kadar netti ki nokta bile çoktu.

-Bilmiyorum, korktum. Üzerimde evlilik baskısı hissettim.

-Pardon, evlilik mi?

Yok artık, yaşadığım onca şeyden sonra yeniden mi?

Hem de bu kadar kısa sürede mi?

Ne sanıyordun acaba?

Evet ne sanıyorsun. Ben bana en zor zamanımda arkasını dönen bir adam ile bırak evlenmeyi konuşmayı bile sorgularım.

Ben hayatımın hiçbir döneminde ailem dahil kimseden birşey beklemedim. Kimse ile ilgili beklentiye girmemem gerektiğini de en acı tecrübeler ile öğrendim o yüzden kafam rahat. Eğer beklenti ile değer vermeyi birbirine karıştırıyorsanız da o sizin sorununuz!

Bu saatten sonra ona söyleyebileceğim tek şey var aslında…

Helal Olsun!

Senem Acar: Yaşadıklarımı Örnek Almak İçin Bir Sebebin Yok. Alma Zaten. Ben Kılavuzun Değilim, Dilediğin Zamana Kadar YOL ARKADAŞINIM!