Herşey yolunda… mı?

Hayatımız inişler ve çıkışlarla dolu iken her şeyin yolunda gitmesi bazen insanı ciddi anlamda zorluyor. Tam ‘her şey yolunda’ derken; bir bakmışsınız hayatınızın akışı tepe taklak olmuş.

Ben aslında alışığım bu durumlara diye düşünürken, son dönemlerde verdiğim tepkilere bakarsak; çok da alışık değilmişim gibi görünüyor. Yoksa bu kadar uykusuz, mutsuz ve de düşünmekten yorgun düşmezdim diye düşünüyorum.

Yaptığınız ya da yapmadığınız her şeyden eminsinizdir, ama iyi olduğunuz konularda size saçma sapan yapılan geri bildirimler oluyor ya işte o zaman özüme dönüyorum ve bende atıyor bütün şalterler.

Hani ‘kul hakkı’ denen bir şey var, benim çok korktuğum. Hep şöyle dua ederim kendimi bildiğimden beri…

‘Allah’ ım kimsenin hakkını bile isteyerek yemedim, her zaman adaletli olmaya çalıştım. ” herkese karşı” eğer bilmeden yediysem de sen beni affet, telafi etmemi sağla. Ya da daha büyük bir şeyse beni şaşırtma ve orada benim canımı al. Beni onunla karşına çıkarma.’

Kul hakkına ister inanın, ister inanmayın. Bu sizin sorununuz, ama şunu da unutmayın. Sizden çıkmasa da çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıkacak. Bu sadece maddiyat üzerinden değil tabi ki. Manen de kimse yaşattığını yaşamadan ölmeyecek!

Ben son zamanlarda bana yapılan kötülüklerde ya da beni üzen olaylarda karşı tarafı değil, kendimi sorguluyorum. ‘Bana bunu yapmasına neden izin verdim? ya da Ben neden haddinden fazla iyi davrandım?’

Kafamda deli sorular…

Siz siz olun, kimsenin size kendinizi, iyiliğinizi, vicdanınızı ve de merhametinizi sorgulatmasına izin vermeyin.

Buna nasıl mı izin vermezsiniz?

Yaptığınız işlerin arkasında durup, kendinizden emin olarak.

Altına imzanızı atamayacağınız işlere burnunuzu sokmayarak ve yine açıklamasını yapamayacağınız hiçbirşeyin altına imza atmayarak.

Sizi paçanızdan aşağıya çeken, ayak bağı insanlardan kurtularak.

Sadece kendi derdi varmış gibi yaşayıp, sizi hayatından uzaklaştıranlardan, daha çok uzaklaşarak.

Sırf birileri tatmin olsun diye, kendi hayat standartlarınızdan vazgeçmeyerek.

Hayır demeyi öğrenerek.

Yüzünüze gülen ama arkanızdan kuyunuzu kazan insan görünümlü şahıslardan uzak durarak.

Çünkü bu şahıslar ‘İyi insan’ olmak ile ‘insan kalmak’ arasındaki derin farkı anlayamadığı için yerinde sayarlar ve bulunduğunuz konumu hazmedemezler. Sonra da üzerinize oynamaya başlarlar.

Sonuç mu?

Siz çiçek bahçesinde koşarken, onlar içinde bulundukları kötü niyet bataklığından kurtulmaya çalışırken daha çok batarlar.

Ve siz sadece izlersiniz. Çünkü bilirsiniz ki; elinizi verdiğiniz anda sizde o bataklıkta kaybolacaksınızdır.

İşte yapılan iyiliklerde çoğu böyle başlıyor. Önce siz elinizi verirsiniz, sonra kolumuzu kurtarmak için iyilik yapmayı bırakırsınız. Bunu bu şekilde düşünmeyen ahmaklar da sizin değiştiğinizi düşünürler. Evet akıllanmanın adı değişmekse; ben de çok değiştim.

Bir Cevap Yazın