Kadın olmak…

Sizlerin ne gibi fedakarlıklar yaptığını hem kendimden hem de ailemdeki kadınlardan azımsanmayacak kadar çok iyi biliyorum.

Mutlu bir aile yaşantınız, sosyal çevreniz, iyi bir kariyeriniz vardır.

Yaşıtlarınız evlenir,mutlu bir yuva kurar, çoluk çocuğa karışır….

Siz ise; hem toplum baskısı, hem de kadınlık iç güdüsünden kaynaklı olarak anne olma isteği ile onları görüp imrenirsiniz.

Paranın, kariyerin, kalabalık çevrenin size hiçbir katkısı yoktur o an…

Etrafınız ne kadar kalabalık olursa olsun sanki bir yanınız eksik gibi gelir ve öyledir de…

Aslında siz o eksik parçanın ne olduğunu gayet iyi bilirsiniz. Bilirsiniz ama zamanı gelmemiştir daha… (Kendinizi birine ait hissetmek istersiniz.) Onun zamanı gelmese de toplum baskısı ile size dayatılan bir durum devreye girer.

-Hadi bul birini evlen artık!

-Ha diyince bulunuyor mu öyle?

Bulursunuz…

-Biri ile tanıştım.

Dersiniz ve sorular başlar;

-İstemeye ne zaman geliyorlar?

-Söz nişan ne zaman?

-Kına ne zaman?

-Düğün ne zaman?

-Çocuk ne zaman

……

Bu soruların ardı arkası kesilmez.

Ve siz hayatınıza giren, iki güzel söz söyleyen birini hayatınızın merkezine oturtursunuz.

Hayatınızda herşey değişir. Onsuz nefes alamayacağınızı düşünürsünüz. Evet diğer yarınızı bulmuşsunuzdur. Doğru insandır. Ya da siz öyle düşünmek istediğiniz için öyledir.

Kime göre? Neye göre?

Çok mutlu bir şekilde evlenirsiniz Hayalleriniz vardır, mutlusunuzdur.

Sevdiğiniz adama destek olmak istediğiniz için çalışırsınız. Hatta ondan daha çok çalışırsınız. Gelen misafirler, ağırlanan aileler, arkadaş toplantıları, ev temizliği, ütü, yemek, çamaşır, bulaşık ve daha neler neler…

Neden destek olmak istersiniz?

Çünkü;evlilik müessesesi kutsal…

El ele verip her zorluğun üstesinden gelebileceğinizi düşünürsünüz kendinizce. Çünkü birbirinize aşıksınızdır.

Seviyor, ölüyor, bitiyorsunuzdur.

Ya ya aynen öyle…

En yakın arkadaşlarınız ile aranıza mesafe koyup, iki kişilik bir hayat yaşamaya başlarsınız.

Sonra bir bakmışsınız ki yalnız kalmışsınız. Eşiniz her zaman çok yoğun. İş toplantıları, şehir dışı kaçamakları pardon seminerleri, kongre gezileri…

Siz ise; sosyal medya da size gönderdiği çiçeği paylaşıp aşkım, sevgilim diye fotoğraf paylaşırsınız. Yok ya ilgisi azalmadı,işleri çok yoğun bu ara. Baksana bana çiçek göndermiş aşkııım diyip kendinizi kandırmaya devam edersiniz.

Bir yerden sonra karşı taraftan aynı fedakarlıkları görmediğiniz zaman size ağır gelmeye başlayan durumlar oluşmaya başlar ve tartışmalara başlarsınız.
Araya aileler girer. ‘Çocuk yapın be evladım, belki düzelir.’ sözü ile bir de çocuk getirirsiniz dünyaya.

Şimdi aramızda anne olanlara sorsak en güzel meslek olduğunu söylerler. Evet haklı olabilirler. Ama yazdıklarımı okuduktan sonra tekrar düşünün derim.

Sosyal statusu yerinde olan bir erkek…
Hem kaybedecek çok şeyi var hem de hiç birseyi… Çok güzel bir eşi ve dünyalar tatlısı bir kızı var. Geçenlerde sohbet ediyoruz. Sevgili arıyormuş kendisi. Aramızdaki diyalog hemen hemen şu şekilde gerçekleşti.

-Çok güzel bir eşin, dünyalar tatlısı bir kızın var. Neden bu arayış?

-Eşim kendini fazlası ile anne figürüne kaptırdı.
Kilo aldı, benim isteklerimi karşılayamıyor.

-Pardon… Sana dünyalar güzeli bir kız çocuğu verdiği için mi onu beğenmiyorsun?

-Yok hayır, bütün kavgalarımız evliliğimizin ilk gününe gidiyor ve ben çok sıkıldım. Kendisine bakmıyor.

-Konuşmayı denedin mi?

-Biz anlaşamıyoruz. Kaç defa denedim olmuyor.

-Boşanın o zaman?

-Kızımız var olmaz.

-Eşin henüz çok genç, bırak yoluna baksın.

-Ben kızımın başıma üvey baba getiremem.

-Sen üvey anne getirmeyi düşünüyorsun ama?

-Ben evlilik sözü dışında her türlü sevgilim ile beraber olurum.

He tatlım oluyor öyle…

En son dayanamadım patladım. Dedim ki;

‘Sen ne bencil bir adamsın ya… Çocuğunu bahane ederek karını bırakmıyorsun, düzenini bozulmasın diye sevgili istiyorsun.
– Her istediğinde yanında olabilecek misin sevgilinin?
– Haftada bir ya da iki haftada bir görüşürüz.
– Sen sevgili aradığına emin misin?
Tabi ki hayır.

Kızının hiç büyümeyeceğini ya da annesinin ne kadar mutsuz olduğunu hatırlamayacağını mı sanıyorsun? Ben şahsen o yaştaki bir çocuğun hemen herseyi hatirlayabilecegini kendimden biliyorum.
Bu ilişkide mutlu olan kim?
Sadece sensin. O yüzden de bu seni bencil bir adam yapıyor.’

Erkekler nedense bunu bence bencillik olarak değil, hak olarak görüyor?

Sahi nasıl bu kadar bencil olabiliyorlar?

Şimdi bu kadın gidip aldatsa ki yapmaz bu adam sonuna kadar hakediyor. Ne yardan ne serden durumumun en güzel özeti…

Siz kendinizi aile olmak adına parçalarken, kendinizden fedakarlık yaparken, birçok erkeğin düşüncesi büyük ihtimalle bu yönde.

O yüzden erkek erkekliğini, kadın kadınlığını bilsin.

Siz kendinizden fedakarlık yaparken adamların umrumda bile değilsiniz.

Benim çevremdeki bütün kadınlar çok güçlü ve bu durumu yaşayan eminim onlarcası var.

Lütfen biraz dikkat…

Hiçbir kadın bu şekilde kandırılmayı haketmiyor çünkü…

Senem Acar: Yaşadıklarımı Örnek Almak İçin Bir Sebebin Yok. Alma Zaten. Ben Kılavuzun Değilim, Dilediğin Zamana Kadar YOL ARKADAŞINIM!

View Comments (1)

  • Evet fikirlerine katılıyorum,
    Erkek erkekliğini, kadın kadınlığını bilmeli!