O’nun Hikayesi 9 / Olmadı mı?

Yaklaşık olarak on beş yıldır hazır giyim ve perakende sektöründe çalışan biri olarak çok nadir zamanlarda birileri için üzülmüşümdür. Bu birilerinin içinde de en çok çocuklar olur.

Fiili olarak tanımadığınız fakat içsel olarak çok yakından tanıdığınız birine yardım edememenin vermiş olduğu mutsuzluğu hiç yaşadınız mı bilmiyorum ama ben yaşadığım zamanlardan sonra bir müddet kendime gelemiyorum.

Gözlerim doluyor, kalbim sıkışıyor ve içimdeki küçük kız çocuğu ağlamaya başlıyor. Onu sakinleştirmek için her yolu deniyorum ama olmuyor. Ben ona ulaşmaya çalıştıkça o daha yüksek sesle ağlıyor sanki…

‘Sus, sakin ol. Geçti hepsi…’ diyorum ama dinlemiyor.

Geçenlerde çalıştığım mağazaya tahminimce on altı yaşlarında, yüz kiloya yakın, hemen hemen benimle aynı boyda, bacak kısımları ince ama bedeninin üst kısmı kocaman olan bir kız geldi. Annesi kabinde ürün denerken, kendini kötü hissetmemesi için ona da yardımcı olmak istedim. Ara ara da gidip kontrol ettim ama bedeni o kadar büyüktü ki hiçbir ürünü olduramadı arkadaşlarım. Bir ara ben başka bir alana geçtiğimde kabinden çıkıp puflara oturduğunu gördüm. Göz göze geldiğimizde, gözlerindeki bakışı o kadar iyi tanıyordum ki; sanki yıllar önce babam ile birlikte kıyafet almaya gittiğimiz o çok lüks markanın kabininden çıkmış gibi hissettim kendimi.

Olmadığını bile bile, ‘Olmadı mı denedikleriniz’? diyemedim…

Ben de çıktığımda aynı şekilde çalışan kişiye tebessüm ederek ama içim kan ağlayarak bakmıştım. Babam anlamasın diye de beğenmediğimi söyleyip kabinden çıkmış, gösterme zahmetinde bile bulunmamıştım. Sonraki gittiğimiz mağazada da reyonda görev yapan kadın daha beni görür görmez ‘Size göre kıyafetimiz yok. Üst katta kadın giyim bölümünden bakabilirsiniz.’ diyip, bizi hamile kadın bölümüne göndermişti.

Ben daha 13 yaşındaydım gerizekalı!

Ne kadar kötü bir duygu olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?

Paranız ile rezil oluyorsunuz. Sonra gidip size hiç yakışmayan ama içine sığdığınıza dua ettiğiniz erkek kıyafetleri alıyorsunuz. Bir de onu belinize kadar çekip, üstüne fazlalıklarınızı kapatsın diye uzun kıyafetler giyiyorsunuz.

Şimdiki nesil o kadar şanslı ki; ben ayaklarım büyük diye belli bir yaşa kadar klasik kadın ayakkabısı giydiğimi hatırlamıyorum. Hep spor ayakkabı ya da unısex olarak geçen ayakkabıları seçmek zorunda kalırdım. Bulamazdım çünkü. Şimdi bakıyorum herşey ne kadar modern…

İçimden dedim ki; Söyle Senem, en güzel yaşlarında bedenine bu kötülüğü yapmasın. Anlat Senem, hikayeni ona da anlat. Yalnız olmadığını bilsin. Bilsin ki üzülmesin. İçinde kapanmayan yaralar açılmasın. Bedeni kocaman evet ama o daha küçücük bir çocuk.

Anlatsam anlarmıydı ki?

Bilen bilir, yazımın başında da söylediğim gibi beni bu hayatta en çok üzen, en çok yaralayan çocukların üzülmesi. Yaşlı ya da orta yaşlı insanlar bir şekilde kendi verdikleri kararların sonuçlarını yaşıyorlar. Ama çocuklar öyle değil! Dünyanın en güzel, en masum varlıkları onlar…

Yapmayın!

Sırf onları susturmak için, zararlı besinleri vücutlarına almalarına izin vermeyin. Onlar anlamıyor adı üstünde çocuk, ama siz değilsiniz! Neyin zararlı neyin faydalı olduğunu ondan çok daha iyi bilecek yaştasınız.

Vücudunda anormal giden şeyleri farkettiğinizde tutun kolundan doktora götürün. Eskisi gibi değil hiçbir şey. Herşey elinizin altında, o kadar ulaşılabilir ki; bazen ben bile şaşırıyorum.

İhmal etmeyin onların duygularını, görmezden gelmeyin çocuklarınızı, sorunlarını. Geçer diye beklemeyin. Geçmeyecek çünkü. Siz müdahale etmediğiniz sürece daha da çok içine kapanacaklar. Hatta bir süre sonra annesi olarak, sizden nefret bile eder hale gelecek neden ondan daha zayıf ve güzelsiniz diye.

Zaman geçmeden, kalbinde onarılması güç yaralar açılmadan koruyun çocuklarınızı…

Eğer koruyamazsanız ne oluyor biliyor musunuz?

Yara bere içinde büyüyor. Yetişkin olduğunda da onu koruyamadığınız için size kızıyor, sadece size…

Onu yeterince koruyamadığınız için.

Senem Acar: Yaşadıklarımı Örnek Almak İçin Bir Sebebin Yok. Alma Zaten. Ben Kılavuzun Değilim, Dilediğin Zamana Kadar YOL ARKADAŞINIM!