O’nun Hikayesi 13 / İnsan

‘İnsan insana lazımdır. Ama insan insana…’

Ne hoş bir söz değil mi?

Mutlu bir haber aldığımızda, canımız yandığında, konuşmak dertleşmek paylaşmak istediğimizde birine ihtiyaç duyarız. İsteriz ki; bizi anlayan, derdimize ortak olan, birlikte ağlayıp birlikte kahkahalar ile gülebileceğimiz birisi olsun yanımızda.

Böyle biri ile tanıştığımızı düşündüğümüz an, olayların akışına kendimizi kaptırıp; derdimizi, sıkıntılarımızı, hayat hikayemizi, başarılarımızı, başarısızlıklarımızı farkında olmadan bir çırpıda anlatmaya başlarız.

Karşımızdaki kişi veya kişiler o kadar samimiyet ile dinler ki o an bizi, sanırız ki; o da bizimle aynı duygu ve düşünceler içerisinde. Yaşadıklarımıza üzülüyor, başarılarımız ile gurur duyuyor ya da bizimle birlikte eğleniyor.

Ben obezite ve estetik cerrahisi ile ilgili hikayemi anlattığımda çoğu zaman hatta abartayım her zaman kimseden olumsuz bir eleştiri almadım. Çoğunluk ile ‘Süper! Harika! Şahane!’ gibi geri bildirimler alırım. Ama sonradan gözlemlediğim kadarı ile insanlar sanıyorum ki; kilolu olup kilo veren insanların insan yiyerek o hale geldiğini falan düşünüyor. Başka bir açıklama bulamıyorum çünkü. Hatta bazen; ‘Korkma insan yemiyorum.diyesim geliyor.

Geçenlerde aldığı kilolar ve dökülen saçlarından rahatsız olan bir arkadaşıma nasıl olduğunu sordum ve cevabı karşısında altı yedi yıl öncesine gittim.

Kimse; kepçe kulakları, saçı olmayan kafa derisi ile ya da kocaman göbeği ile mutlu değilken ve bunu değiştirmek için çaba sarf etmezken ben ne yapabilirdim?

Tabi ki deneyimlerimden bahsedip, ihtiyacı olanı ona vermeliydim!

-Nasılsın?

-Bilmem… Hiç iyi değilim sanırım. Nedenini bilmesem de içimde kocaman bir mutsuzluk var. Her zaman iyi olacağız, etrafa gülücükler saçacağız diye bir şey tabi ki yok ama öyle işte…

-Senin için yapabileceğim birşey var mı?

-Ben de bilmiyorum, tek bildiğim artık baş edemiyorum.

Düşündüm…

İnsan nedenini bilmediği derin bir mutsuzluk ile nasıl başa çıkabilirdi ki?

O bilmiyordu ama ben biliyordum. Kendini dış görüntüsü nedeni ile mutsuz hissediyordu.

Eşinden ayrılması, ergen yaşta bir oğlunun olması ve onunla yaşadığı iletişim sorunları, pandemi nedeni ile işinde yaşadığı problemler derken kontrolü elinden kaybetmişti. Bunlara bir de aldığı kilolar nedeni ile bozulan fiziği ve zamana yenik düşüp dökülen saçları da eklenince moral motivasyonu iyice bozulmuştu ve depresyon belirtileri göstermeye başlamıştı.

O’na tek söylediğim şuydu;

Kendini sev!

Formül çok basit aslında.

Kendini daha iyi hissetmek için estetik ameliyatı mı olman gerekiyor?

Ameliyat ol!

Vücudunu şekle sokmak için spor mu yapman gerekiyor?

Spor yap!

Dökülen saçlarından mı rahatsızsın!

Saç ektir!

Bu liste uzar gider.

Velhasıl lafın kısası; böyle zamanlarda size destek olacak insanlar olsun hayatınızda. Sizi gereksiz yargılayacak, eleştirecek, üzecek, hırpalayacak, yaşam enerjinizi sömürecek insanları olabildiğince uzak tutun kendinizden ve hayatınızdan.

Bir Kızılderili Atasözü der ki;

“Birisi hakkında karar vermeden önce, onun makosenlerini giy ve ay üç defa görünüp kayboluncaya kadar karar verme”

Kimseye kendinizi, yaşadıklarınızı, başınıza gelenleri anlatmak zorunda değilsiniz. Çünkü; kimse sizi anlamaya çalışacak kadar vakit vermeyecek ne kendisine ne size…

Bir Cevap Yazın