Pardon siz kimsiniz?

Bu sabah mesaime başlamadan önce, benim için bir ritüel olan sabah kahvemi içmek için her zaman gittiğim kafeye gittim. Arka masamda oturan ve hiç tanımadığım, daha önce hiç görmediğim bir kadının telefon konuşmasına kulak misafiri oldum.

Olmaz olaydım!

Sabah sabah bütün sinir sistemimi bozmama sebep oldu ve hakkında konuştuğu hiç tanımadığım o kişi için üzüldüm. Evet evet üzüldüm, yanlış duymadınız. Kalbim sıkıştı, gözlerim doldu ve seneler öncesine geri gittim.

Karşısında konuştuğu kişiye, bir başkası için ‘Bırak o şişkoyu ya, doymaz o bunlarla. Az yesin biraz, öküz gibi olmuş!’ dedi.

Sonra istemsizce kadına ve ağzını şapırdatarak yediği yemeğe baktım.

Düşündüm…

Pardon siz kimsiniz?

Size kim veriyor bu hakkı?

Belki de yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen ama her anından nemalandığı insan için söylüyordu bu cümleleri…

Öküz gibi olmuş! ne demek?

Sen hiç aynaya baktın mı acaba sabah evden çıkarken?

Daha gözündeki çapağı yıkamamışsın ama bir başkasının arkasından konuşup aşağılama hakkını kendinde buluyorsun!

Ne zaman vazgeçeceğiz insanları kategorilere ayırmaktan?

Varsayalım ki doymayacak, sana ne!

Sen ilk önce sabah sabah yediğin o karmakarışık yemeğe baksana bir!

İyi bir kalbin, güzel bir dış görünüşten çok çok daha önemli olduğunu ne zaman anlayacaksınız!

Bu akşam konuşmaktan çok keyif aldığım bir erkek arkadaşım bir soru sordu. Konuyu hiç bilmeden, sanki içine doğmuşcasına…

‘Eğer ben kel, gözlüklü ve dişlek olsaydım ne düşünürdün?’

Ben sana nasıl anlatayım ki tatlı adam!

Sırf kilolu olduğum için yıllarca psikolojime yapılan tacizi sana nasıl anlatayım!

Ben de ona şöyle dedim;

‘Benim tarzım değil ama kel erkekler de çekici olabiliyorlar. Hoşlanan kadınlar illa ki vardır. Peki ya ben obez olsam yeniden ya da benimle kiloluyken tanışsaydın ne düşünürdün?’

Tabi bunları ona sorup söylerken; 138 kilo halimle onun yanından bile geçemeyeceğimin farkındayım:)

Cevap olarak;

‘Ben değişik bir insanım Senem. Mutlu olduğum her şey bana güzel gelir. Karşımdaki insanın obez olması ondan hoşlanmayacağım ya da onu sevmeyeceğim anlamına gelmez.’

Keşke söylediklerine inanabilsem.

Keşke biri bana obezite ve kilo ile ilgili bildiğim, yaşadığım, tecrübe ettiğim bütün ezberlerimi bozdursa…

Neyse konumuza dönelim.

Ne diyorduk?

Güzel bir kalpten bahsediyorduk. Tut ki çok güzel ya da çok yakışıklı bir insansın ama kalbin kirli. Nasıl olacak?

Yaşlanıyoruz farkında mısınız?

Ne botoks ne estetik ne de gece gündüz sürdüğümüz o pahalı kremler fayda sağlayacak belli bir yaştan sonra. Hepimiz birbirimize benzeyen mimiksiz insanlar olacağız bu gidişle.

Karşımdakinin kalbi, fikri güzel olmadıktan sonra, oturup iki lafın belini kıramadıktan sonra ne anlamı var güzel ya da yakışıklı olmanın?

Al çok güzel bir heykel oturt karşına amaç buysa! Yap bakalım o çok sevdiğin sohbeti, anlat hayatını, sevdiğin kitapları, izlediğin filmleri,gitmek istediğin yerleri, gerçekleştirmek için emek verdiğin hayallerini…

Tepki verecek mi sanıyorsun?

Bu da böyle bir şey…

Siz siz olun, elinize dilinize belinize hakim olun.

‘On dönüm bostan, yan gel yat Osman.’ mantığı ile bir yerlere gelemezsiniz. Tuzum kuru diye sevinmeyin. Kimin nasıl ne şekilde karşınıza çıkacağını bilmediğiniz gibi saniye sonranızı bile bilmiyorsunuz. Öküz gibi olmaktan bahsediyordu ya bugün kadın; tedavi amaçlı alacağınız üç aylık kortizon tedavisine bakar. O öküzün zayıflaması ve değişmesi ise sizin gibi insanlardan yediği dost kazıklarına!

Bir Cevap Yazın