Bu Hayat Benim!

Hayatımıza giren ve bize yaşattığı hayal kırıklıkları sonrasında hayatımızdan çıkan insanlar sayesinde; bazı şeyleri hiç yaşamamış olmayı dilediniz mi?

Hayat bizi öyle bir yere getiriyor ki; kurmaktan nefret ettiğiniz cümleleri, kelimeleri ardı ardına sıralıyorsunuz bir yerden sonra…

Mesela ben son zamanlarda; boşandığımdan beri, belki ilk defa hiç evlenmemiş olmayı diledim. Çünkü; öyle bir toplumda yaşıyoruz ki; ister istemez hep o sözünü ettiğimiz tatlış topluluk olan elalem aklımıza geliyor. Ne bir ilişkiye başlayabiliyorsunuz, ne evlenmeyi düşünebiliyorsunuz ne de hayal kurabiliyorsunuz. Arka planda hep o susmayan ses; ‘Elalem ne der?’

Sonra düşünüyorum…

Sen ne zaman ‘Elalem ne der?’ diye düşünüp yaşadın ki? Çocukluğunda bile ailen bu düşünceye hep engel oldu. Sen en ağır eleştirilere maruz kalırken de düşündürmediler, sonrasında da…

Şimdi neden?

Neden kendimi bu baskının altına alıyorum bilmiyorum. Sanırım hayatımın ikinci yarısında birini ciddiye almak istedim. Ama sonra ne büyük bir hata yaptığımı anladım.

Bu hayat benim!

Eğrisi ile doğrusu ile sevapları ile günahları ile…

Neden bir insana yaşamadığı bir hayatı eleştirme hakkını verdim inanın bilmiyorum. Bazen kendimi on sekiz yaşında toy bir genç kız gibi hissediyorum. İçimdeki o çocuk ve genç kızın çekişmeleri beni gerçekten yoruyor. Sonra sarıp sarmalıyorum ikisini de ve doğruyu buluyorlar anlaşarak.

Bense onları bazen hüzün bazen de kahkahalar atarak izliyorum. O kadar tatlı, o kadar huysuz o kadar laftan anlamazlar ki ikisine de bayılıyorum.

Bildiğiniz üzere hayatımın otuz yılı, insanların kalabalık hayatlarında kendime bir yer aramakla geçti. İnsanlar ise sadece işleri düştüğünde ya da yardımcı olmam gerektiğinde aradılar. Sığınılacak bir liman gibiydim hep. Beni kabullenmeleri için dünyanın en aptalca iyiliklerini yaptım, herkesi olduğu gibi kabullenmeye çalıştım. Ve kendimi hiç bir zaman bu denli sevmedim. Öncelik hep başkalarınındı.

Sonuç?

Kocaman bir hiç!

Kaybettiğim zaman, elimden yitip giden dostluklarım ve hissetmekten kaçtığım, korktuğum nice duygular…

Şimdi ise; kendimi seviyorum ve bir başkasına benim hayatımı eleştirme hakkını vermiyorum.

Bu hayat benim, yaşadığınız hayat sizin!

Kimseye öğrenmesi gerektiğinden fazlasını anlatmaya, kendinizi küçük görmeye, kendiniz için üzülmeye gerek yok. Bırakın insanlar sizi olduğunuz gibi kabul edeceklerse olsunlar hayatınızda. Eğer etmeyeceklerse yol verin gitsinler.

Bir Cevap Yazın