Efendi ve Uşak…

İnsanlar ne kadar tuhaf…

diye düşündüğünüz oluyor mu sizinde?

Düşünsenize; samimi olduğunuzu düşündüğünüz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen arkadaş grubunuz var. Ama bütün olaylar tek bir kişinin yönlendirmesi doğrultusunda gelişiyor. O kalk derse kalkıyorsunuz, o otur derse oturuyorsunuz. Kocaman bir ego sizin dostluk diye ayaklar altına aldığınız olguyu yönetiyor.

Ne muazzam bir dostluk!

İnsanın hiç mi kendi kararları olmaz, olamaz. Hiç mi söz söyleyemez! Efendisinin gözüne bakan bir uşak gibi davranır.

Bu şimdi eziklik değil midir?

Buna sebep olan şey ise; sadece “para” dır.

Bir tarafta her yerde para dağıtan bir Efendi, diğer tarafta emirlere uyan uşaklar…

Parası olan bir çok efendinin sahip olduğu o yapay özgüven, o kibir, o kendini beğenmişlik, çevresindeki herkese hükmetme isteği…

Sıfırı tükettikleri zaman ne olacak hiç düşünüyorlar mı acaba?

Alkol, sigara,stres, kaygı, kahve, az uyku,kalitesiz bir yaşam…

Nereye kadar gider bu böyle?

Kusura bakmayın ama;

Ben şükrediyorum. Benim adım …!

demekle olmuyor bu işler. Keşke biraz adınızın ağırlığını da taşıyabilseniz.

Çok sevdiğim bir söz vardır;

Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.

A. Dumas Fils

Siz çevrenizdeki herkese kötü bir ‘Efendi’ gibi davranırsanız, onlarında size iyi bir uşak gibi davranması gayet normal aslında.

Ama bir yerde durmanız gerekiyor!

Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?

Çevrenizdeki herkes size boyun eğmek zorunda değil, sanırım karışıklığı bu noktada yaşıyorsunuz.

Kendi ayakları üzerinde duran, kimseye eyvallahı olmayan, zeki, dürüst insanları yönetemezsiniz. Yönetmeye çalışırsınız, bakarsınız olmuyor saçma sapan bahanelere sığınıp kaçarsınız. Ama ne yazık ki onu da Efendi gibi yapamazsınız çünkü bünyeniz kaldırmaz,karşınızdaki insanın ağırlığını…

Efendi olmak ne demek?

Bana göre;

Her şeyden önce dürüst olmaktır.

Bir olay olduğunda bunu sorgulamak, körü körüne kendi doğrularına inanmamaktır.

Özür dilemeyi bilmektir.

Yaptığı iyilikleri insanların gözüne sokmamaktır.

Çevresindeki insanların sıkıntısı olduğunda onları sarıp sarmalamaktır.

Karşısındaki insana yaşam alanı bırakmaktır.

O’nu dinlemek, yeri geldiğinde susmaktır.

Çünkü;

Susmak huyların efendisidir.

İnsanların acılarına, sevinçlerine saygı duyup bencil olmamaktır.

Ben böyleyim. diyip kenara çekilmemektir.

İnsanları sadece kendi menfaatleri için kullanmak değil, biraz da diğer tarafı düşünmektir.

Kendine hangi şartlarda olursa olsun hakim olmaktır.

Kendine hakim olma tuhaf bir deyim değil mi? Kendine hakim olan, kendinin kölesi olmuş olmuyor mu? Kendinin kölesi olan, kendinin efendisi de demektir. Aynı adam hem köle oluyor, hem efendi. demiş – Eflatun (Platon)

Bu dengeyi tutturabilmek önemli.

Acıyorum…

Tek kelime ile acıyorum…

Ne olacak sizin bu haliniz?

Yarın bir gün işleriniz kötüye gittiğinde, paranız bittiğinde çevrenizde bir tane bile dost, pardon uşak bulamayacaksınız.

Kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan, bol dedikodulu hayatınızda size başarılar diliyorum Efendi’ler!!!

Sağlıcakla kalın…

Senem Acar: Yaşadıklarımı Örnek Almak İçin Bir Sebebin Yok. Alma Zaten. Ben Kılavuzun Değilim, Dilediğin Zamana Kadar YOL ARKADAŞINIM!