İltimas

İnsanlar sizin onlara yaptığınız iyiliklerin değerini, onlara tekme attığınız zaman fark etmeleri; sizin mi yoksa onların mı zaafıdır?

Anlamak istemeyene ısrarla bir şeyleri anlatma-öğretme çabamız neden?

Herkesten kendimiz gibi olmasını beklemek ile mi hata yapıyoruz?

Peki biz ne kadar doğru yapıyoruz?

Çevremizdeki insanlara sonsuz bir iltimas bırakarak ne kadar doğru yapıyoruz?

Karşınızdaki insana ederinden fazla iltimas tanımayın, yoksa ilk fırsatta satışa çıkaracağı kişi siz olursunuz.

Başıma sayısız vaka gelmiştir bu konu ile ilgili. Siz kişiye kendisini geliştirmeye yönelik geri bildirim verip, onu geliştirmeye çalışırken; o ise öğrendikleri ile ilk sizin sırtınızdan bıçaklamaya hazırlanmaktadır.

Ne acı değil mi?

İnsanlardan soğuyor insan!

Kendini en doğru şekilde ifade edip, biryerlere gelmesini istiyorsunuz tüm samimiyetiniz ile ama aldığınız cevaplar ya da kurulan diyaloglar o kadar yavan ki;

‘Ben nerde hata yaptım?’ diyip kendinizi sorguluyorsunuz.

Siz herşeyin kusursuz olmasını isterken; birilerinin sürekli düşük motivasyonu ve beceriksizliklerinin sonuçlarının yine size patlaması?

Tıpkı arı kovanına çomak sokmak gibi…

Karşındaki insanın sabrını denemek, kışkırtmaya çalışmak, sürekli istemli olarak hata yapmak… Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz aslında. Eskiden hoşgörü vardı,iyi niyet vardı, dürüstlük vardı. Şimdi bakıyorum da; insanlar dedikodu yapmaktan bir adım öteye gidemiyorlar. Sürekli şikayet ederek, durumun düzelmesi için de çaba sarf etmiyorlar.

‘Bir insanın yüzüne düşündüklerinizi söyleyecek cesaretiniz yoksa, arkasından söyleyecek cesareti nasıl buluyorsunuz kendinizde?’ ben de bunu anlamıyorum.

Pardon kendinizi ne zannediyorsunuz?

Bulunmaz hint kumaşı değil kimse!

Ne ben ne de hayatımda bulunan insanlar…

Senem Acar: Yaşadıklarımı Örnek Almak İçin Bir Sebebin Yok. Alma Zaten. Ben Kılavuzun Değilim, Dilediğin Zamana Kadar YOL ARKADAŞINIM!