İy ki doğdun / Kuzenim Olmadan Asla

Geçenlerde bir dizi izledim.

Şöyle diyordu çocuk; ‘Hiç güzel bir şeyim yok.’

‘Evet haklısın hiç güzel birşeyin yok, ama ben varım. Üzülürsen güldürürüm. Korkarsan sarılırım. Düşersen, tutarım. Ben hep senin yanındayım. Yetmez mi?’ diyordu kardeşine abisi de…

Tam ben de bazen o dizideki küçük kardeş gibi düşünürken sen geliyorsun aklıma ve ben hayatımda olduğun için binlerce kere daha şükrediyorum.

Ne zaman canım sıkkın olsa, ne zaman üzülsem birlikte geçirdiğimiz ve de geçireceğimiz o güzel günleri düşünüyorum… Sonrasında ise yüzümde kocaman bir gülümseme beliriyor. Hayallerimizi düşünüyorum mesela. Bir Ege kasabasına yerleşip, butik bir restaurant açma hayallerimizi…

İnan yaşamak çok daha kolay oluyor benim için bunları düşününce. Hayatımda senin olmama ihtimalini bırak düşünmeyi, aklıma geldiği an nefesim kesiliyor.

Sakın benden önce ölme olur mu?

Biliyorum bunu düşünmek bile çok günah.

Allah der ki;

“Kimi benden çok seversen onu senden alırım.” Ve ekler: “Onsuz yaşayamam” deme, seni onsuz da yaşatırım.

Evet yaşayabilirim belki ama sol yanım hep eksik olur.

Bunları düşünürken çocukluğumuz geldi aklıma. Sanırım ben beş, sen sekiz yaşındaydın. Anaannemler Fatih’te otururken taa Balat’tan girip Kariye Müzesi’nin ordan çıkardık. Yol boyunca hep kaybolduk diye beni kandırır, ağlatırdın hatırlıyor musun? ‘Neden beni kandırıyorsun?’ diye sorduğumda; ‘Çok güzel ağlıyorsun. Boncuk boncuk yaşlar dökülürken yüzünden çok tatlı oluyorsun.’ derdin.

Nasıl bir delisin sen!

Birlikte kalmak için hep uyuma numarası yapardık. Kıyamazlardı uyandırmaya ve biz yine birlikte kalırdık. Herşeyimizi bilirdik birbirimizin. Kendimizi bilmeye başladığımız zamanlarda ise; daha konuşmadan çözmeye başladık birbirimizi. Ben daha birşey söylemeden, bense senin sadece gözlerine bakarak ne demek istediğimizi anladık.

Ben yumurtanın beyazını sen sarısını severken, ben böreğin kenarlarını sense yumuşak yerlerini severdin. Sen şekerli kokuları severken, ben daha çiçeksi kokuları severdim. Sen kımış kımış vişne suyu içerken, ben tortulu şeftali ya da kayısı suyu içerdim. Şimdi bile markete girdiğimizde ya da birbirimize birşey alacağımız zaman en sevmediğimiz şeyleri alıyoruz ve buna hala gülüyoruz. Aklımızda genel olarak şu var. ‘Ben bunu seviyorum, o kesin sevmez.’

Elazığ’da dedemin tarlasında sen kavunları yerken ben karpuz yerdim. Birgün dedem; ‘Bizim bahçeye birileri dadanmış, yiyip yiyip meyve kabuklarını alt bahçeye atıyorlar.’ dediği günün gecesi ne kahkaha atmıştık. Sonra anaannem gider tıkanır diye bize sınırlı banyo yapma kuralını koyduğu ilk gün evden gittiklerinde iki saat banyodan çıkmamıştık.

O gün mısırdan zehirlenip bizim evde kalmamızı sağlayıp, yine bizi ölümden kurtarmıştın. Daha önce ve sonrasındaki defalarcası gibi…

Ne güzel anılar biriktirmişiz beraber.

Sonra üniversiteye başladık. Yanına iki günlüğüne gelip, Emre diye bir çocuktan hoşlanıp bir ay kalmıştım. O zaman da çok keyifliydi. Evini arkadaşların ile paylaşmana rağmen, birgün bile bana kendimi yabancı hissettirmedin.

Peki ya ekmek alır gibi gidip araba almamıza ne diyorsun?

Satıcı adama; ‘Ama bu araba mavi, benim kırmızı montum ile kombinlenmez.’ dediğin günü ve adamın bize bakışlarını unutamıyorum. :))

He bir de ilk arabayı kullandığım günü unutamam herhalde. İndiğimizde ikimizde titriyorduk. Sonra abim gelip almıştı bizi.

Aslında tüm bu yaşadıklarımıza bakınca birbirimizi ne de güzel tamamlıyoruz. Sen olmadığın ya da seninle iki gün üst üste konuşmadığım her gün çok sinir bozucu.

Sonra büyüdük. Dertlerimiz de büyüdü. Tarifsiz acılar yaşadık, hepsini birlikte atlattık. Sen ağlamayı sevmezsin, aslında sevmemekten ziyade insanların seni ağlarken görmesini sevmezsin. Ben sana göre daha duygusalım sanırım. Ota boka ağlayabiliyorum. Ama şunu söyleyeyim. Senin kendine sakladığın bütün gözyaşlarını biliyorum ve sen bilmesen de seninleyim. O kadar da olsun ama di mi bunca yıl sonra?

Ben tabi bunları yazarken de ara ara gözyaşlarıma hakim olamıyorum.

Bugün senin doğum günün…

Ve sen zekasına hayran olduğum güzel kadın! İy ki doğdun ve iy ki benden başka bir kız kardeşin yok.

Geçenlerde teyzem şöyle dedi;

‘Keşke senin bir ablan ya da hülyanın bir kızkardeşi daha olsaydı daha kalabalık olurdunuz, destek olurdunuz birbirinize.’

Hayır teyzeciğim, kıskanç olmayan ben büyük ihtimalle birini paralardım.

Ben onu kimse ile paylaşamam çünkü üzgünüm…

Bir Cevap Yazın