Sahi inanayım mı gördüğüm mutluluklara?

Sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile birlikte aslında nasıl da mutluyuz!?

Mutlu muyuz gerçekten?

Hem kendi hayatımdan, hem de çevremde çok fazla insan olduğundan dolayı bunun analizini yapmak o kadar da zor olmuyor.

Evli olan insanlara bakıyorum.

Hani bilmesem aynı evin içinde birbirlerini yiyorlar, sırf çocuk için ya da ‘el alem ne der?’ mantığı ile aynı evin içindeler inanırım fotoğraflarda gördüklerime…

Adama bakıyorum. Evli, çoluğu çocuğu var. Bir şekilde kendi hayatını yaşıyor. Sorsan; eşinin, çocuğunun kısacası ailesinin hayatında hiçbir şeyi eksik etmiyor, çalışıyor da…

Bu onun hakkı.?

Yani çalışıp para kazandığı, ailesine baktığı, kumar oynamadığı ya da kötü alışkanlıkları olmadığı için ‘ona göre’ bu bir meziyet. Hayır bu bir meziyet değil. Zaten öyle olmalısın be adam!

Hayatındaki kişiye saygı duyup, onu kırmamalı, incitmemeli ya da onu aldatmamalısın!

Aldatmak sadece bedenen olmuyor beyler…

Siz eşinizi, eşinizin size ait olan ruhunu aldatıyorsunuz yani kendinizi… Yakalanınca da ‘Ama sen beni ilgisiz bıraktın.’

Bu kadar mı ilgiye açsın yani?

Tabi erkek ile bitmiyor olay, kadınlar da çok masum değil bence.

Kadına bakıyorum. Evlendiği günkü halinden eser yok. Nasıl olsa evliyim, çocukta yaptım. Ohh mis…

O iş de öyle olmuyor sevgili bayanlar…

Herkes bir şekilde yaşadıklarından dolayı değişiyor diyoruz ya sizlerde değişiyorsunuz.

Kabul etseniz de etmeseniz de…

Ev hanımı ya da anne rolünü fazlası ile üstlendiğiniz için, eşinize yeterli zamanı ayırmıyorsunuz. Kendinize bakmayıp, durumu doğal görüyorsunuz.

Eşiniz de eğer biraz parası varsa ya da ağzı iyi laf yapıyorsa hemen daha genç, daha güzel, daha heyecanlı, daha ilgilisini buluyor.

Bir zaman sonra kendinize geldiğinizde Nasıl bu hale geldik? diye sorabilirsiniz ki cevap yeterince net aslında.

Anne olabilirsiniz evet ama bu sizin bir eş olduğunuzu unutturmasın sizlere.

Yeni evlenen çiftlere bakıyorum. Her yerde düğün resimleri, slaytlar vs… Çoğuna iş dolayısı ile gidemediğim için paylaşımlarda görüyorum mutlu oluyorum. Peri kızı gibi olmuş diyorum. Iyi ki paylaşıyorlar.

Sonra bakıyorum balayına gitmişler, çok güzel.

Gidin tabi.

Biz mutlu oluyoruz sizi görünce ama, o kuğulu havluyu kaldırdıktan sonra o yatakta ne yapacağınız bizi ilgilendiriyor mu sizce?

Ya da odaya gelen sabah kahvaltısı sonrası ‘enerji lazım’ diye paylaştığınız resim sonrası ne yapacağınız da bizi ilgilendirmiyor bence.

Sonra geliyorsunuz hamilesiniz.

Biz de bunu bekliyorduk. 😊

Hadi bakalııım gelsin baby showerlar, ilk dişler, bilmem neler…

Gelsin gelsin de olan var olmayan var.

Sonradan görme hayatlarınızın görgüsüzlüğü ile bir yere kadar gidebilirsiniz. Başkalarının hayatlarına özenip kendinizi olmadık borçların altına sokuyorsunuz. Sonrasında aile içi şiddet, kredi kartı borçları, aldatma, geçimsizlik, nihai sonuç boşanma.

İşi gücü gayet yerinde olan adam ya da kadınlara bakıyorum, hepsi yalnız. Kendini o kadar çok işe kaptırdıkları için gözünün önünde biten ilişkisini görmüyorlar?

Her şey hediye almak, sevdiği şeyleri bilmek değil ya da sevdiği yerlere götürmek değil…

Birlikte geçirdiğiniz vakit içerisinde telefonuzla daha çok ilgili olmanız size bir süre sonra kendinizi sorgulatacak ne yazık ki!

İyi mi böyle?

Yalnızsınız…

Telefonunuzla baş başa size göndermeye tenezzül bile etmediği veda mesajını beklersiniz ki daha çok beklersiniz.

Şimdi ben; bu kadar sahte mutlulukları görüp,duyup, bilip inanayım mı gördüğüm mutluluklara?

Senem Acar: Yaşadıklarımı Örnek Almak İçin Bir Sebebin Yok. Alma Zaten. Ben Kılavuzun Değilim, Dilediğin Zamana Kadar YOL ARKADAŞINIM!