Gönderilmemiş Mektuplar 27 / Sıkıca Tut.

Ben bütün yeşillerimi, İnatçı ayazlara çaldırdım. Sen kendi ellerinden tut, ve kendine benim için bir gül ver.‘ diyordu Yılmaz ODABAŞI…

Ben de diyorum ki; ne yaşarsan yaşa, ne kadar üzülürsen üzül, ne kadar ağlarsan ağla, ne kadar hırpalanırsan hırpalan… Yine de kendi ellerini sımsıkı tutmaktan bir an olsun vazgeçme!

Her kışın bir yazı olduğu gibi, her karanlık gecenin de bir sabahı var.

Şu an ne için üzülüyorsun ya da ağlıyorsun bilmiyorum ama ben kendimi terk edilmiş bir sahil kasabasında çürümeye bırakılmış bir kayık gibi hissediyorum. Yalnız, çaresiz, bitik ve tükenmiş…

Ağlamaktan gözlerim şişmiş bir vaziyette, üst üste kaç sigara içtiğimi bilmiyorum. Bu kadar kalabalık içinde ne ara bu kadar tenhalaştım ben, inan onu da bilmiyorum. Tek bildiğim bu dünyaya yalnız gelip yalnız gideceğimiz.

Arkamızda güzellikler bırakmadıktan, yaşadığımız hayattan keyif almadıktan sonra hayatta kalmamızın ne anlamı var?

Bu ara kendimi fazlaca sorgularken buluyorum kendimi. Eminim sen de mutsuz olduğun zamanlarda kendini sorgulayıp, sadece kendini suçluyorsun. Kendine kızıyorsun belki de…

Sorular var kafamda çözüme ulaştıramadığım…

Çocukken çözmeye çalıştığım sudoku gibi hayat. Çözmeye çalışırken sıkılıp, yorulup bir kenara bıraktığım.

Kendi hayatımı kendi ellerimle nasıl mahvettiğimi izlemek bana acı veriyor.

Şimdi tut bakalım o elleri tutabiliyor musun?

Tutuyorsun emin ol!

Kendimi mutsuz hissettiğim zamanlarda geçmişe dönüp bakıyorum da; Vay Be! diyorum. Kendinle gurur duy kızım! Neleri başardın, neleri aştın sen tek başına! Kimse yoktu yanında ve sen her defasında güçlenerek ayağa kalktın. Yine öyle olacak. Sadece ve sadece zaman… Bugünler de geçecek ve sen yine aynı sözleri mırıldanırken bulacaksın kendini.

Ayağa kalk, üzerinde bu kadar yük varken bir de kendini kendine yük etme!

Kendi ellerinden sımsıkı tut!

Sana senden başka, hayalindeki senden başkası yardım edemez. Bu günlere gelmek için ne acılar çektiğini hatırla ve duyduklarının mı yoksa yaşadıklarının mı daha ağır olduğunu düşün?

Omzundan öp kendini, sarıl kendine!

Ya bu kadar stres üzüntü içinde bir de hastalanırsan?

Kim bakar sana onu düşün!

Güçlü olmak zorundasın, güçlü kalmak zorundasın!

Bu zamana kadar nasıl yara bere içinde geldiysen; yine kimsenin sana el uzatmasına ihtiyaç duymadan ayağa kalkabilirsin.

Kendini kendi ellerinden tutarak ayağa kaldırmak zorundasın!

Çünkü sen teksin!

Çünkü sen önemlisin!

Çünkü sen özelsin!

Şimdi kalk ve kendine (biliyorum hiç sevmezsin ama) kendi ellerinden tutup bir gül ver şiirlerdeki gibi…

Bir Cevap Yazın