Yolunuz Açık Olsun.

Uzun süre severek kullandığımız ama bir türlü atmaya kıyamadığımız bazı eşyalarda olduğu gibi, hayatımızın uzunca bir döneminde yer alan dostluklarımızında miladı ne yazık ki belli bir süre sonra doluyor.

Doluyormuş yani…

En son hayatınızdan neyi çıkardığınızı düşünün?

Belki eski bir kazak, belki eski bir şal ya da bir bardak en basitinden…

Peki ya insan?

Bütün sevinçlerinizi, üzüntülerinizi, hayatınızda yaşayabileceğiniz bütün güzellikleri birlikte yaşadığınız, ölüme bile birlikte çelme taktığınız insanları düşünün. Sonrasında gidip hiçbirşey olmamış gibi kahkahalar eşliğinde kahve içebildiğiniz insanları…

Sanki on dakika önce ölüme kafa tutan siz değilmişsiniz gibi!

Peki ne oldu da böyle oldu?

diye soruyor değil mi insan kendi kendine?

Ben de çok sordum açıkcası.

Ne oldu da böyle oldu?

Bazen çok seversiniz ve uzaklaşmanız gerekir. Bu uzaklaşmanın sebebi aslında ne siz ne de çok sevdiğiniz insanlardır. Yaşadığınız olaylar sizi bütün bağlarınızı koparmaya iter. Oysa siz hiç böyle hayal etmemişsinizdir.

Daha gidilecek yollar, yapılacak tatiller, okunacak kitaplar, dinlenilecek müzikler, yaşanılacak mutluluklar, başa gelecek üzüntüler vardır. Bu zamana kadar nasıl omuz omuza mücadele verdiyseniz yine vereceğiniz üzüntüler.

Ama öyle kolay olmuyor bazen herşey.

Karşınızdaki insana olan güveniniz kırıldığı anda; ne söylerseniz söyleyin, ne yaparsanız yapın olmuyor.

Hele bir de siz onların iyiliği için onlardan uzaklaşmışken, olayların size dönüp bütün suçlu sizmişsiniz gibi davrandıkları anda sizde kalan hatırı sayılır anılar bile izin vermiyor tek kelime etmenize. Ben edemiyorum şahsen. Bazen diyorum ki ne varsa söyle, indir sırtındaki küpü de rahatla. Ama onu da yapamıyorum.

Bu dönemde insanı en çok kıran ne biliyor musunuz?

Siz onların iyiliği için uzunca bir süre savaş verip sadece ve sadece iyi olmalarını isterken; onların hiçbirşey olmamış gibi herşeyi kabullenip hayatlarına devam edebiliyor olmalarına kırılıyorsunuz. Bakın kızmıyorsunuz, kırılıyorsunuz.

Yapılan bencilliklere ya da bir başkasının hayatına yapılan saygısızlıklardan bahsetmiyorum bile!

Siz hiç aileniz kadar yakın, kardeşiniz gibi sevdiğiniz insanların yokluğu ile sınandınız mı?

Veda bile edemeden bütün bağlarınızı koparmak zorunda kaldınız mı?

Ya da bütün alışkanlıklarınızı değiştirip, onlar olmadan bir hayata adapte olmaya çalıştınız mı?

Eğer bu üçünden birini yaşamadıydanız zaten ne yaşadığımı hissetmenizi bekleyemem. Ama eğer yaşadıysanız nasıl baş edeceğinizi biliyor olmanız gerekiyor.

Bir kaç hafta önce bana yazılan ve bu sefer beni kırmaktan çok kızdıran bir mesaja cevap yazmak istiyorum.

Umarım uzun vadede çok mutlu olursunuz. Ve umarım üç beş ay sonra bana gelip; ‘ Keşke bizi bizden korumak için verdiğin savaşı görüp, seni bu kadar üzmeseydik Senem. Sen haklıydın.’ demezsiniz.

Bütün bu fırtına bittiğinde ve sular durulduğunda hiçbirimiz aynı insan olarak kalmayacağız çünkü.

Yolunuz açık olsun…

Bir Cevap Yazın