Abdominoplasti-3/Bizim Hikayemiz

Gece saat 03:58 / CumartesiSanırım ölüyorum…Hani hiç bir acı sonsuza kadar sürmezdi?Tamam, acısız geçeceğini zaten düşünmüyordum ama bu kadar da canıma okunacağı hiç aklıma gelmezdi.İnim inim inliyordum…Biri beni kurtarsın lütfen!Dışarda ay parıl parıl parlayıp, yıldızlar geceyi aydınlatırken, biliyordum.Güzel günler yakındı…Ya değilse?Sabah güneşini de böyle güzel görebilecek miydim?Yoksa gözümü yine bir sedyede ameliyathane ışığına mı açacaktım?Allah’ım dayanamıyorum.Ateşim yükselmiş, vücudum titriyordu. Gözlerimden sıcak sıcak yaşlar akarken; gözyaşlarımın tuzu, çatlayan dudaklarımı acıtıyordu. Canım annem, yanıbaşımda dualar ediyordu.Ne kadar tuhaf değil mi?Onunda canı acıyor muhtemelen…Yani ben her zaman şunu düşünmüşümdür. Çoğu yazımda da paylaşırım.‘Ben eğer bugün bu kadar mutluysam ve yaşama son derece bağlıysam; bu çoğu zaman istediğim için değil, beni seven insanların üzülmesini engellemek için.’Sen üzülme annem, iyi olacağım…Annem inlemelerime dayanamayıp, hemşireyi çağırdı.Vücuduma hergün verdikleri ilaçlar acılarımı dindirmeye yetmiyordu sanki.Canım öylesine yanıyordu ki nefes alamıyordum, lütfen sabah olsun artık.Ne diyordu şair;‘Hiçbirşey olmasa da sabah olur.’Sanki sabah olunca herşey normale dönecek ve acılarım dinecek diye düşünüyordum o can havli ile…Hemşirenin verdiği sakinleştirici ve ağrı kesici ilacı vücudumda hissetmeye başlıyordum yavaştan. Sol kolumun damarlarının buz gibi olduğunu da…Bayılmışım…..07:58Gece ağrının ve ilaçların etkisi ile sabaha dayak yemiş gibi uyandım. Gözümü açtığımda annem hala başucumdaydı.

Camdan dışarı baktığımda mis gibi güneş, insanın içini ısıtıyordu. Evet sabah olmuştu ve acılı ve sancılı bir gece daha geride kalmıştı.

Anneme, ne olduğunu sorduğumda; bütün gece acıdan inlediğimi söyledi.Derken; Benim canım doktorum, sabah muayeneye geldi. Bacağımdaki dikişin birazının açıldığını ama kendi kendine kaynayacağını söyledi.-Neden böyle oldu? Dikişlerin hepsi üst üste sanki, çirkin görünüyorlar.-Geçecek güzel kızım, hepsi geçecek.Göbek deliğini kalp yaptım beğendin mi?-Ya siz çok tatlısınız.Bu adam bir efsane! -Ben şimdi gidiyorum, seni görmeye geldim, pazartesi görüşürüz.-Sizi çok seviyorum.E. Hoca biraz utanarak, biraz yaptığı mükemmel operasyonun tadını çıkararak ve en az benim kadar mutlu bir şekilde beni öperek ayrıldı yanımızdan….Annemin görevi devir zamanı gelmişti. Onun da en az benim ile aynı acıyı çektiğini yüzünden, gözlerinden hissedebiliyordum.Güzeller güzeli gelinimiz, benim canım dostum geldi. Onunla birlikte yeni bir hasta da geldi.60 yaşlarında, kısa boylu, şen kahkahası olan, hayat dolu, eğlenceli, daha sonradan öğrendiğimiz üzere de bir çok operasyon geçirmiş bir teyzemiz…Hikayesini dinlediğimiz zaman o kadar üzüldük ki; aslında çok tanıdık ama bir o kadar da uzaktı sanki?Eşi, kendisini zamanında aldatmış ve yetmezmiş gibi üstüne terk etmiş. Bir kızı ve bir oğlu ile yaşam mücadelesi vermiş uzun zaman…Sonra kocası birgün hiçbirşey olmamış gibi gelip, özür dilemiş ve onu affetmesini istemiş. Teyzemiz o an karar vermiş.‘Çocuklarım için seni affedeceğim ama bu sana pahalıya patlayacak.’O an’dan itibaren kocasının bütün parası ile estetik yaptırmaya ve umarsızca para harcamaya başlamış.Önce karnını gerdirmiş, iç bacaklarını aldırmış, kollarını ve göğüslerini toplatmış, yüzünü gerdirmiş… Derken şimdi de sırtındaki fazlalıklardan rahatsız olduğu için yağ aldırma ve yüzündeki buruşukluklar için de botoks yaptıracakmış.Yürü be teyzem kim tutar seni!Operasyon için yanında biri olması gerekiyor ama teyze çılgın! Kimseye haber vermemiş. Kızına; teyzesine, kocasına; pazara, oğluna da evde olduğunu söyleyerek gelmiş sabahın köründe operasyona. Büyük ihtimalle kalacağını düşünmemişti.Ama yağ aldırma işlemi için narkoz alması gerekiyordu. Yaşı itibari ile de bir gece müşaade altında tutmadan gönderemezlerdi.Onun doktoru geldi, hazırlıklar tamam olunca operasyona aldılar.Çıktığında yüzü gözü ve vücudunun birçok yeri kalem çiziği içindeydi. O yokken telefonu o kadar çok çaldı ki, mecburen ailesine durumu söylemek zorunda kaldı.Akşama doğru oğlu ziyarete geldiğinde; teyzemizi ne kadar güzel olduğu ve böyle şeylere ihtiyacı olmadığı konusunda ikna edemedi.Ama o mutluydu, istediğini almıştı.O’nun adına biz de çok mutluyduk…Dikkatinizi çeken birşey var mı bu hikayede?Evet, ben de tam olarak aynı şeyi düşünüyorum.Bir adam aldatır, kadına kendini eksik hissettirir, iki çocukla tek başına bırakır gider ve sonra hiçbirşey olmamış gibi geri gelip af diler. En kötüsü de herşeyin eskisi gibi olacağını düşünür.Hayır efendim, hiçbirşey eskisi gibi olmaz, olamaz!Siz kırdığınız bir kalbin telafisinin bir özür ile tamir edilebileceğini mi düşünüyorsunuz?Bir kadına yaşattığınız eksiklik duygusu nedeni ile yaşattığınız travmanın farkında mısınız?Bu durumu yaşayan biri olarak; vücuduma yaşattığım acıların tarifini tahmin bile edemezsiniz. O kadının her yara izinde kendimi buldum. Her çizgisinde gözlerim doldu.Neden?Çünkü hep itici bir vücudum olduğunu, yaşadığım bütün sorunların hep bundan kaynaklandığını düşündüm. Karnımı kesip almayı düşündüm çoğu zaman… Kan kaybı, sakat kalmak, ölmek gibi kavramlar umrumda değildi. Daha ötesi var mı?İnsanları dış görünüşü ile yargılamaktan, onları ayrıştırmaktan, eleştirmekten vazgeçin artık.Dürüst olun dürüst!Eni konu dürüst olacaksınız. Onu da beceremeyecekseniz; lütfen uzak durun güzel insanlardan.Yapacağınız sadece bu!Ben ve birçok kilolu insan, şeker hamurundan yapılmış bir kalbe dokunurken bile son derece hassas davranırken, siz nasıl sizin için atan bir kalbi paramparça edebiliyorsunuz?Hiç acımıyor mu canınız?Vicdan teraziniz sizi hiç mi rahatsız etmiyor?Hiç mi korkmuyorsunuz aynı şeyleri yaşamaktan?Maalesef korkmuyorsunuz. Korkmadığınız gibi tedirgin bile olmuyorsunuz. Zaten en ufak bir tedirginliğiniz olsa, kırdığınız kalpler kadar kırılacağınızı da bilirdiniz.

2 Comments

Bir Cevap Yazın