Hiç Șașırmayın.

Mutsuz olduğunuzda ne yapıyorsunuz?

Ya da kendinizi yalnız hissettiğinizde?

Peki bir ayrılık ile nasıl başediyorsunuz?

Tahmin etmek o kadar da zor değil aslında…

Yemek yiyerek, aşırı alkol tüketerek ya da sigara içerek kafamızdaki olumsuz düşüncelerden kurtulmaya çalışıyoruz.

Bir şekilde beynimizi ve bedenimizi uyuşturup rahatlatarak, acıdan uzaklașabileceğimizi düşünüyoruz.

Obeziteye ya da bağımlılıklara giden yolun başında mutsuzluklarımız geliyor.

Kötü giden bir iş görüşmesi, ödenmeyen faturalar, mutsuz bir beraberlik, biten bir evlilik, aldatılmak, yalnız kalma düşüncesi, başarısızlık ve yüzleşmekten özenle kaçtığımız niceleri…

Hatırlayın…

Kendinizi en son ne zaman buzdolabının başında öfke nöbetlerinize yenik düşerken değil de spor yaparken buldunuz?

Dünyanın bütün dertleri sizdeymiș gibi davranıp oturduğunuz alkol masalarında kaç şişenin dibini gördünüz?

Kaç kadeh kırıldı sarhoş kalbinizde?

Yalnız olduğunuzu ve kimseniz olmadığını düşünüp kaç sigara içtiniz üst üste?

Bütün başarısızlıklarızı ve geçmiş pişmanlıklarınızı karşınıza alıp kaç cigara sardınız?

Aldatıldığınızı düşünerek kaç kere tıka basa yemek yiyip, pişmanlıkla ağız dolusu kustunuz?

‘Onsuz yaşayamam.’ dediğiniz insanın yokluğunda kaç sabah başka bir kadın/erkek ile uyandınız?

Hiç şaşırmayın!

Bunlar hepimizin yaşadığı ya da çevremizde örneklerine şahit olduğumuz durumlar…

Bağımlılık; sadece alkol, sigara veya uyuşturucudan oluşmaz.

Yemek yemek de bir bağımlılıktır. Aynı zamanda yediğini kusmakta öyle…

Özellikle; Fazla kilo nedeni ile toplum içerisinde dışlanan insanlar, hırslarını daha çok yemekten alırlar. Yalnızlaștıkça hırslanırlar, hırslandıkca daha çok yemek yerler.

Çünkü ne kendilerini birine ne de bir yere ait hissederler.

Kendi iç dünyalarında sadece yemek yiyerek mutludurlar.

Durumun ne kadar tehlikeli olduğu, kendilerinden nasıl geçtikleri ve bu durumu sadece en dibe vurduklarında anlamlarına ise; tanınmaz hale gelmeleri en güzel örneğidir.

Özellikle gençler için ise durum daha farklıdır. Onlar, daha zayıf ya da daha fit olmak adına yediklerini kusarlar. Eğer aile olarak durumu fark etmezseniz,moiu ilerleyen dönemlerde sizleri daha kötü sonuçlar bekleyebilir.

Sabah Amy Winehouse’un hikayesini okudum biraz…

27 yaşında alkol zehirlenmesi ile biten bir hayatın trajik hikayesi…

10 yaşında ilk müzik grubunu kuran, 13 yaşında gitarı eline alıp şarkı sözleri yazan, 16 yaşında ilk albüm anlaşmasını yapan birinin böyle bir son ile uğurlanması…

Peki neden?

Bir adama bağlanmak?

Bağlandığı adamın bağımlılıkları?

Onunla aynı kafaya erişme arzusu?

Terk edilmek?

Yediğini kusma isteği?

Aşırı alkol tüketimi?

Başarı ile gelen başarısızlık?

Başarısızlık ile gelen yalnızlık?

….

Ve sonunda gelmiş geçmiş en yetenekli insanlardan biri olan Amy Winehouse bağımlılıkları nedeni ile kırık bir kalp ile aramızdan ayrılıyor.

Demem o ki; Sizi saran ve gelişmenize engel olan o kabuktan, olumsuz düşüncelerden, bağımlısı olduğunuz ne varsa kurtulabilirsiniz.

Bu kadar güçsüz değilsiniz.

Bir yılan misali…

Ne diyordu Friedrich Nietzsche

‘Deri değiştirmeyen yılan ölür. Düşünce değiştirmesine engel olunan kafalar da öyle…’

İçinizdeki enerjiyi fark etmek için iç dünyanıza yolculuk yapın ve her zaman söylediğim gibi içinizdeki çocuk ile barışın…

Bir Cevap Yazın